Kayısın anavatanı ve tarihçesi :
Bilimsel adına (Prunus armeniaca L. veya Armeniaca vulgaris Lam.) bakılarak başlangıçta anavatanının Ermenistan olduğu zannedilen kayısı, daha sonra yapılan araştırmalarda bu meyve türünün yayılma alanının Orta Asya'dan Batı Çin'e kadar uzandığını ortaya koymuştur. Bugün Çin’in kuzey ve kuzey-doğu dağlık alanları, Sinkiang bölgesindeki Tiyan-Şan ve Altay Dağları ile Orta Asya ve Mançurya’yı içine alan çok geniş bir bölgenin kayısının anavatanı olduğu bilinmektedir. Çin, Orta Asya ve Yakın Doğu olmak üzere kayısının üç gen merkezi bulunmaktadır. Kayısı, anavatanı olan Çin'de Milattan üç bin sene öncesinden beri bilinmekteydi. Büyük İskender’in Asya Seferleri sırasında (M.Ö. 330-323) İran ve Transkafkaslar üzerinden kayısı önce Anadolu’ya getirilmiştir. Yukarıdaki tarihi bilgiler kayısının Anadolu'da yaklaşık iki bin yıldan fazla bir geçmişinin olduğunu göstermektedir. Anadolu'dan Batıya yayılışı M.Ö. I. yüzyılda olan kayısı, Romalıların Anadolu’yu istilası sırasında ermeni tüccarları tarafından önce İtalya’ya, sonra Yunanistan’a götürülmüş.Bu ülkelerde Altın Elma" da de-
nilen kayısının tarımına önem verilmiştir. Kayısının İtalya ve Yunanistan’dan diğer Avrupa ülkelerine geçişi çok eskiye dayanmamaktadır. Kayısı 13. yüzyılda İngiltere’ye, 17. yüzyılda ise Fransa ve Amerika’ya götürülmüştür.
Malatya da kayısının tarihçesi :
Adını Hititliler döneminde "Meyve Bahçesi" anlamına gelen "Melitue, Maldiya, Melita" kelimelerinden alan Malatya’da kayısının yanı sıra diğer birçok meyve türünün ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılmaktadır. Elma, armut, kiraz, şeftali, erik, ceviz ve dut Malatya çiftçisinin geçim kaynağı olan meyve türleridir. Fakat halk arasında "Mişmiş"de denilen kayısının Malatya’da ayrı bir önemi vardır.
Malatya’da kayısının bilinen yazılı tarihi 1655’dir. Bu yılın ilkbahar aylarında Malatya’ya gelen ünlü seyyah Evliya Çelebi 53 bin kişinin yaşadığı şehirde, 7.800 meyve bahçesi ve 7 kayısı çeşidinden bahsetmektedir. Evliya Çelebi Malatya’nın "kırmızı, sarı, beyaz, sulu, etli" adlarında kayısılarının olduğunu, bunları selelerle bahçeden eve getirirken sularını akıtmamak için insanın koşmaktan başka çaresinin olmadığını yazar. Daha da önemlisi sayısını ve hesabını hiç kimsenin bilemeyeceği kadar çok olan zerdalisinden yığınlarla pestiller yapılıp bunların katar katar yüklerle ülke ülke taşındığını vurgular.
Diğer taraftan 1617-1693 yılları arasında yaşamış olan Malatyalı Niyazi Mısri şiirlerinde meyve ağaçları ile donanmış Asbuzu’nun "Cennete benzeyen çok güzel bir doğa parçası" olduğundan bahseder.
Alman Genelkurmay Başkanlığı da yapmış olan Moltke, Osmanlı Ordusuna çağdaş eğitim yöntemlerini öğretmek üzere 1838 yılında geldiği Malatya’da; kayısı, ceviz, erik, armut, elma ve dut ağaçlarıyla dolu Aspuzu’nun görülmemiş güzellikte bir yer olduğundan söz etmektedir.
 

www.bozkurtorganik.com.tr
Bozkurt Zirai Ürünleri San. ve Tic. Ltd Şti.© 2004